AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Hz. Ali'nin Hayatı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ByDanqer
Super Mod.
Super Mod.


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 158
Kayıt tarihi : 02/03/10
Yaş : 30
Nerden : HareketForum.Nett

MesajKonu: Hz. Ali'nin Hayatı   Paz Mart 07, 2010 10:11 am

İmâm Ali (a.s) hicretten 23 yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Babası
Ebû Tâlib ®, annesi Esed kızı Fâtıma ®’dır. Küçük yaşlardan itibaren,
peygamberimiz onu kendi evine alarak, terbiye ve himâyesini bizzat
kendisi üslendi. O, peygamberimize ilk îmân getiren kimseydi ve her
zaman O’nunla beraberdi. Peygamberimizin biricik kızı Fâtıma (sa),
O’nun eşi idi.

O; Putperestlerin, peygamber efendimizi
öldürmek istedikleri o hicret gecesinde, canını ortaya koyarak
Resûlullâh’ın yatağına yatan, hem Mekke’de ve hem de Medîne’ye hicret
gerçekleştikten sonra ashâb ® arasındaki kardeşlik (musâhiplik)
eşleşmesinde Hz. Peygambere kardeş olan, Resûlullâh’ın (s.a.a) hayatta
olduğu dönemde yapılan savaşların çoğunda Allâh’ın izni ile
Müslüman’ların muzaffer olmalarında olağanüstü emekleri geçen ve
hakkında kudsî hadîs ile; “Lâ fetâ illâ Ali, Lâ seyfe illâ
zülfikâr-Ali’den yiğit er Zülfikâr’dan üstün kılıç yoktur.” buyrulan,
hendek savaşında Müslüman’larda korku ve gevşekliğin hâkim olduğu bir
sırada, kimsenin karşısına çıkmaya cesâret edemediği elebaşı bir
müşrîki, dillere destan kılıç darbesi ile cehenneme yuvarlayarak, Hz
Peygamber’in (s.a.a); “Ali’nin bu kılıç darbesi diğer bütün insanlar ve
cinlerin ibâdetlerinden daha üstündür/faziletlidir.” kelâm-ı
şerîflerine mazhâr olan... kimsedir.

Ehl-i Beyt’in anlayışı ve
yoluna göre, İmâm Ali (as), ilâhî emir gereği Hazreti Resûlullâh’ın
(s.a.a.) hak halifeleri olan Oniki masum İmâm’ın ilkidir. Resûlullâh,
İslâm davetini teblîğe başladığı günden itibaren, çeşitli
münâsebetlerle, Hz. Ali’nin bu ilâhî hilâfet makâmının sâhibi olduğunu
açıklamıştır. Özellikle de “Ğadir-i Hum” denilen mevkide vedâ haccı
dönüşünde Hazreti Ali’yi hilâfet-İmâmet-Velâyet makâmına ilâhî bir
emirle atamışlar, sahâbeden bir çok ileri gelenler de orada Hz. Ali’yi
bu makâma atanmalarından dolayı tebrîk etmiş, kutlamışlardır. Ehl-i
Beyt mektebinde bu münâsebetle “Ğadir-i Hum” olayının cereyân ettiği 18
Zilhicce günü “Ğadîr-i Hum bayramı” olarak kutlanır ki, bu günde, günün
önemini belirten konuşmalar yapılır, İmâm’ın (a.s) kişiliği, hayâtı,
mücâdelesi hakkında bilgiler verilir, ümmete, örnek bir “İnsan-ı
Kâmil” tanıtılmaya çalışılır.[39]

Ancak; Resûlullâh’ın
vefâtından sonra bazı sebeplerden ötürü ilk üç halîfe ® döneminde
İmâm-ı Ali’nin zâhirî hilâfeti gerçekleşmemiştir. Üçüncü Halîfe’den
sonra Müslüman’larca halîfelik makâmına getirilen İmâm (as),
kendisinden önceki halîfelerin atamış oldukları bir çok vâli ve devlet
görevlilerini bulundukları makâma layık görmediğinden, onları azledip,
yerlerine lâyık gördüğü kimseleri tayîn etti. Bu dönemde, çeşitli
nedenlerden ötürü oluşan iç muhâlefet netîcesinde, İmâm (as), Cemel,
Sıffin ve Nehrevan savaşlarını yapmak zorunda kaldı.

Hz. Ali ®;
takvâda, Allâh’a ibâdette, cesârette, yiğitlikte, emînlikte, Hz.
Resûlullâh’tan (s.a.a) sonra gelen ilk insandı. O, her zaman hakkı,
adâleti, Allâh’ın şerîatını icrâ ediyor, mazlûmlara yardımcı, dost,
zâlimlere ise düşmân idi. O’nun adâlet anlayışında, hiç kimse için bir
ayrıcalık söz konusu olmayıp, Hakk’a âşık, adâlet timsâli bir zât idi.

İmâm
Ali; ilimde ashâbın ® arasında en bilgini idi. Resûlullâh (s.a.a); “Ben
ilmin şehriyim, Ali’de onun kapısıdır, şehre girmek isteyen kapıdan
gelsin.”[40] buyurarak, Hz. Ali’nin bu derin ilmini beyân etmişlerdir.

“NEHCÜ’L
BELÂĞA” kitâbı da, ilim deryâsı olan İmâm’ın (as), hutbe, mektûp, öğüt
ve nasîhatlerinden bir kısmını içeren kıymetlibir eserdir.

İmâm
Ali, bir sabah namâzı esnâsında dâhilî hâinlerden İbn-i Mülcem (l.a.)
tarafından bir kılıç-hançer darbesi ile vurulmuş ve aldığı yaralar
neticesinde şehâdet şerbetini içmiştir.[41]

Selâm sana, Ey ilim şehrinin kapısı!

Selâm sana, Ey Resûlullâh’ın kardeşi!

Selâm sana, Ey müminlerin velîsi

Selâm
sana, Ey hakkında; “Ali’ye söven bana sövmüştür, bana söven de Allâh’a
sövmüş olur.”, “Ali ile savaşan benimle savaşmıştır, benimle savaşan da
Allâh ile savaşmış gibi olur.”, Ey Ali! Ben Kur’ân’ın tenzîli için
savaştım, sen de te’vîli için savaşacaksın.”, “Ali’yi sevmek îmândan,
O’na buğzetmek ise münâfıklıktandır...” buyrulan İslâm Askeri!

Selâm sana, Ey Hizbullâh’ın İmâmı!

Hz.
İmâm Ali (as) buyuruyor; “İyilerle kötüler senin yanında aynı değerde
olmasın. Çünkü, bu iyileri iyilik yapmaktan soğutur, kötüleri de
kötülük yapmak da cüretli kılar.”[42]

“Son veda haccı idi peygamberin.

Onsekizinci günü Zilhicce’nin.

Çıktı yüksek bir yere ol Mustafâ,

Yanına aldı Ali’yi, bâsafâ.

Dinleyiniz ey garib ümmetlerim,

Anlatayım size vasiyetlerim.

Aranızdan ayrılığım çok yakın,

Hak yoldan çıkmayın, aman, sakın.

Bana îmânı olanlar, dinleyin,

Allâh’ın fermânını siz belleyin.

İki muhkem şey bırakırım size,

Haşr’e dek rehber olur bunlar size.

Birisi, Allâh’ın Kur’ân’ıdır,

Diğeri, Ehl-i Beyt’in irfânıdır.

İşte aldım ben Ali’yi yanıma,

Son sözü tekrarlarım ihvânıma.

Canla, başla siz Ali’ye sarılın,

Böylelikle Hak yoluna doğrulun.

Ben, kimin mevlâsı olduysam heman,

Ali’de mevlâsıdır, onun her zaman.

Kim beni severse, sever Ali’yi,

Ayrı bilmez, Peygamberle, velîyi.

Kim, Ali’ye düşman olursa heman,

O, benim de düşmanımdır her zaman.

Sonra dedi, ol Muhammed Mustafâ,

Ey ashâbım eyleyin ahde vefâ.

Sonra kaldırdı elini Fahr-ı Cihân,

Dedi: Yâ Rab! Şâhit ol sen de hemân.

Allâh’ım sen de sev Ali’yi seveni,

Sen de sevme Ali’yi sevmeyeni.

Düşman ol! sen de Ali’nin düşmanına,

Yardım eyle! Ali’nin yârânına.

Her kim Ali’den kaçarsa ey Hüdâ!,

O’nu benden dâima eyle cüdâ.

Kim hakâret eylese bu Ali’ye,

Ya, husûmet eylese ol velîye.[43]

Sen iki cihânda onu kıl hakir,

Bu duâmı müstecâb et yâ Kadîr!

İşitince hep sahâbe bu sözü,

Vecde geldi, güldü hepsinin yüzü.”[44]

İmâm Ali (a.s) İslâm’ın onurudur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hz. Ali'nin Hayatı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Vanessa Hayatı
» Tolga Çevik ve Ailesi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Tüm Dersler :: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi-
Buraya geçin: