AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:42 am

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V)' in HAYATI
Hz.Peygamber
(s.a) kayıtsız şartsız yeryüzü halkının neseb yönünden en hayırlısıdır.
Nesebinin şerefi en yüksek doruk noktasındadır. Buna düşmanları bile
şahitlik ederlerdi. Bu yüzden düşmanı olan Ebu Sufyan, Bizans
hükümdarının huzurunda bu şekilde tanıklıkta bulunmuştu. En şerefli
kavim onun kavmi, en şerefli kabile onun kabilesi ve en şerefli aile
onun ailesidir. Habibullah (sav), Mekke'de, Rebi'ül-evvel ayının onkinci
Pazartesi gecesi sabaha karşı dünyaya gelmiştir (M.570). Böylece,
Hz.Adem'den beri devam ede gelen peygamberlik nuru sahibini bulmuş oldu.
Babası Abdullah, Peygamberin doğumun dan iki ay önce vefat etmiştir.
Annesi Vehb kızı Amine, doğumunda diğer kadınlar gibi eziyet çekmemiş,
hatta ağırlık bile hissetmemiştir. Hamileyken, bir gece rüyasında
tanımadığı bir kimse gelip; "Sen alemlerin hayırlısına hamilesin;
doğduğunda adını Muhammed koy", diye ikaz bulunmuş; doğum anında da
heybetli bir ses duyarak irkilmiştir. Ne zaman ki Muhammed vücuda geldi;
baktım, mübarek başını secdeye koydu; ellerini kaldırdı, duada
bulundu", şeklinde anlatıyor. Hz. Muhammed (s.a.v) sünnetli doğmuştur.
Doğduğunda sırtında ve omuzunda peygamberlik mührü vardı. Doğumuna arz
şehadet etmiştir.
* Resulullah (s.a.v) doğduğu gece, yeryüzünde bir çok put düşüp
kırılmıştır.
* İran hükümdarı Kisrai kemerli bir saray yaptırmıştı. On dört kulesi
vardı. O gece kulelerin bütün şerefeleri yıkılmıştır.
O zaman Araplar arasında adet olduğu üzere, çocuğun süt anneye verilmesi
kararlaştırıldı. Ancak hiçbir sütanne, yetim bir çocuğu almak
istemiyordu. Bu arada amcası Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe, çocuğu bir
müddet emzirdi. Kardeşinin oğlunun doğumuna sevinen Ebu Leheb'in, onun
şerefine Süveybe'yi azad ettiğini ve bu yüzden Efendimizin doğduğu gün
olan her pazartesi günü azabının biraz hafifletildiğini kaynaklar bize
bildirmektedir.
Sonunda Beni Sa'd kabilesinden Halime binti Ebi Züeyb, Hz.Muhammed'i
kabul etti. O sırada Beni Sa'd yurdunda kıtlık vardı. Hz. Halime bebeğin
gelişi ile ineklerin sütünün artığını, çadırın etrafının yeşilliklerle
dolduğunu, evine bereketin geldiğini ifade ediyor. Resulullah (s.a.v)
,bu göçebe süt anne'nin yanında oldukça sade bir hayat
geçirmiştir.Gündüz otlakta sürülere bakıyor, aileye yardım ediyordu.Çoğu
zaman ,yalnızca hurma ve süt ile yetiniyorlardı. Hz.Muhammed (s.a.v),
süt kardeşleri ile kırlarda oynuyor,koyun güdüyordu. Bir defasında, süt
kardeşi Şeyma'nın omuzunu bilinmeyen bir sebeple o kadar kuvvetli
ısırmıştıki, ömür boyu izi silinmedi. Yıllar sonra bir savaşta esir
düşen Şeyma'yı, Resulullah (s.a.v) bu yara izinden tanımış gözleri
yaşarmıştı. Hz.Halime, Hz.Muhammed'i (s.av) kendi çocuklarından fazla
seviyordu. Daha ilk günden ondaki farklılığı hisseden Halime, O'nu gözü
gibi koruyordu. Resulullah, süt annesinin sağ göğsünden emer, sol
göğsünü kardeşlerine bırakırdı. Ondaki bu üstün hallerden ve
mucizelerden ürken Hz.Halime çocuğu annesine teslim etti. Kısa bir süre
sonra annesi, zenci cariye Ümmü Eymen ve bir hizmetçi ile Medine'ye
hareket ettiler. Neccaroğuları kabilesinden birinin evinde ikamet
edildi. Resulullah'ın babasının kabrini de ziyaret etmişlerdi. Hz.Amine,
dönüş yolu üzerinde Ebva denilen yerde vefat etti ve oraya gömüldü.
Resullah (sav) o sırada altı yaşında bulunuyordu. Zenci cariye Ümmü
Eymen ile Mekke'ye dönen Hz.Muhammed (sav), epeyce yaşlı olan dedesine
teslim edildi. Şefkatli bir insan olan Abdulmuttalib'in, öksüz ve yetim
torununa gösterdiği sevgi pek büyüktü. Dedesi vefat edince Hz.Muhammed
(sav) diğer dört amcasına tercihen, Ebu Talib' emanet edildi. Çünkü
güvenilir, zeki, cömert ve iyi kalpli biriydi. Diğer amcası Ebu Leheb
kendisini içkiye kolay hayata vermiş bir ahlaksızdı. Esasen daha
çocukluk devresinden itibaren Peygamberimiz ile Ebu Leheb'in arasının
açık olduğu görülür Resulullah (sav) pek zengin olmayan fakat cömertliği
ile tanınan amcasının yanında pek rahat içinde yaşamıyordu. Ancak Ebu
Talib ve zevcesi, ona kendi çocuklarından daha iyi bakıyorlar, diğer
çocuklar gibi sofra kurulur kurulmaz saldırmadığından ona ayrı yemek
çıkarıyorlardı. Resulullah'ın yengesine olan sevgisi bir anne
sevgisinden farksızdı. Ebu Talib Suriye'ye bir kervan götürmek üzere
yola çıktığında Resulullah dokuz bir rivayete göre de on iki yaşında
idi. Şam ile Kudüs arasında Busra denilen bir yerde kervan konakladı.
Burası Bizans toprağı olduğundan yakında bir manastır bulunuyordu. Bu
manastırda bulunan rahip Bahira, Hıristiyanlığı bilen, İncil'i
derinlemesine incelemiş biriydi. Son peygamberin gelmesinin yakın
olduğunu biliyordu. Ebu Talib'e çocuğun kim oduğunu sordu."oğlum"
cevabını alınca,"O senin oğlun olamaz" Bu çocuğun babası ölmüş olmalı",
dedi. Ebu Talib amcası olduğunu söyleyince, çocuğu hemen geri
götürmesini tavsiye etti. Ebu Talib'te Mekke'ye dönmekte acele etti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:42 am

PEYGAMBER EFENDİMİZ
HZ. MUHAMMED (S.A.V)' in ÇOCUKLUĞU VE GENÇLİĞİ


Bir insanın hayatında anne babasının yeri tartışılmaz. Bu her insan için
aynıdır. Daha doğmadan babasını çok küçük yaşta da annesini kaybeden
Hz.Muhammed'in (sav) bütün sevgisinin odak noktasını Rabbi teşkil
ediyordu. Anne ve babasından sonra çok sevdiği dedesi ve amcasını da
kaybeden Hz. Muhammed'i (sav), Allah (cc) adeta kimse ile paylaşamıyor,
Habibi'nin sevgisinin yalnız kendisine ait olmasını istiyordu.
Resulullah (sav) aynı zamanda ummi idi. Zaten Kureyş'in aklına durgunluk
veren de; okuması yazması olmayan bir insan dan dünya'nın en güzel
sözlerinin duyulması idi. Eğer herhangi bir eğitim görmüş olsaydı, ona
karşı olanlar ve inkarcılar bunu delil olarak kullanacak ve ayetleri
kendisinin yazdığını iddia edeceklerdi. Ümmilik.O'nu savunduğu davada bu
tür suçlamalardan koruyordu. Diğer bir husus; Resulullah'a ilk vahiy
edilen ayet; "Seni yaradan Rabbinin adıyla oku", idi. Demek ki asıl
aydın, asıl ilim sahibi, Allah'ı bilen, O'nun adıyla okuyan, O'nu
tanıyan insandır. Resulullah'ın (sav) doğumundan itibaren her an, her
saniye Allah (cc) tarafından korunduğunu görüyoruz. Ondaki farklılık,
ondaki üstün haller ve seçilmişlik, bu ilahi himayenin sebebidir. O her
haliyle diğer insanlardan farklıydı Alemlere Rahmetti. O'nda da nefis
vardı ama O her türlü kötülük ve günahtan korunmuştu. Bir defasında
kendine putlara adanan putlara adanmış hayvanların etinden ikram eden
Zeyd İbn Ammar'a; "Putlara adananı yemem", buyurmuştur. Yine her yıl
düzenlenen bir putperest bayramına halaları tarafından zorla götürülmüş,
bayram yerinde bazı kişiler gelerek bu ayinlerin kendisine
yasaklandığını ona bildirmişlerdir. Halaları da O'nu bir daha böyle
yerlere götürmemişlerdir.

* Sahih hadislerden de anlaşılacağı gibi; Hz. Muhammed (sav) soyların en
faziletlisinden dünyaya gelmiştir." Allah mahlukatı yarattı ve beni en
hayırlılarının içinde kıldı.Sonra onları,Arap ve Arap olmayanlar diye
iki fırkaya ayırdı ve beni en hayırlılarının içinde kıldı (Kureyş).
Sonra, ailelere ayırdı ve beni en hayırlı aileden kıldı.Şahıs olarak da
ailenin en hayırlısı kıldı", bu hadisi şerif bize bunu anlatmaktadır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:42 am

PEYGAMBER EFENDİMİZ
HZ. MUHAMMED (S.A.V)' in Hz. HATİCE İLE EVLİLİĞİ


Resulullah'ın (sav) ve ailesinin, tarım ve ziraatle uğraştığına dair
hiçbir bilgi mevcut değildir.Hz.İbrahim(a.s) şu duasında da zikrettiği
gibi "Ey Rabbimiz, Namazı dosdoğru kılmaları için ben; çocuklarımdan bir
kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kabe) yanında, eksiksiz bir vadiye
yerleştirdim.. "(İbrahim:37). Mekke vadisinde ziraat yoktur.Geriye
yalnız ticaret kalıyor.Bu ticaret de daha çok; kumaş , yiyecek kuru
yemiş ve güzellik malzemeleri üzerine idi. Habibullah (sav) gençlik
dönemine girmesiyle beraber ticaretle uğraşmaya başlamıştır. Mekkeli
tüccar, Kays b. es-Saib İslam'dan önce O'nunla ticari münasebetleri
olduğunu ve ondan daha iyi bir ortağa rastlamadığını anlatır.
Mekke'liler tacire (kadın tüccar) ve tahire ( temiz kadın ) adını
verdikleri Hz.Hatice, Mekke'li zengin bir dul kadın idi. İki kez
evlenmiş, iki eşini de kaybetmişti ( ilk eşi, Atik el-Aziz et-Tamime;
ikinci eşi, Hind b.Zürare'dir her iki eşinden de birer çocuğu olmuştur.
Birkaç sene kıtlığın ağır basması üzerine Ebu Talib, Yeğenini iş
istemesi için Hz. Hatice'ye gönderdi Hz. Hatice'de,ahlakının güzelliğini
ve ününü sık sık duyduğu Hz. Muhammed'e memnuniyetle kervanını teslim
etti ve onu , kölesi Meysere'yi de yanına katarak Kudüs yakınlarındaki
Busra denilen yere gönderdi. Hz.Muhammed (sav) burada Netura isimli
keşişle karşılaştığı tarihçiler tarafından anlatılır. Her an onun
başının üzerinde dolaşan bulut keşişin dikkatini çekmiş ve kendisi ile
tanışmak istemiştir. Evvelce tanışmış olduğu Meysere'yi yanına çağırarak
Hz.Muhammed hakkında bazı sorular sordu. Aldığı cevaplar karşısında
irkilen keşiş; "O Peygamber'dir, hemde Peygamberlerin sonuncusudur",
demekten kendisini alamamıştır. Hz.Muhammed (sav) alışverişlerini
tamamladıktan sonra Mekke'ye döndüler. Meysere yolculuk boyunca tüm
olanları Hz. Hatice'ye bir bir anlatır. Hz.Hatice'nin Peygamberimize
karşı saygısı ve sevgisi bir kat daha artmıştır. Hz.Hatice iş bahanesi
ile Hz . Muhammed'i (sav) sık sık evine davet etti ve hediyeler
gönderdi. Allah Resulu ile evlenmeyi istiyordu. Sonunda meseleyi dostu
Nüfeyse'ye açtı. Onun aracılığıyla Muhammed (sav) ile Hz. Hatice
evlendiler (miladi 595) O sırada Hz.Muhammed (sav) 25, Hz.Hatice ise 40
yaşında bulunuyordu. Peygamber efendimiz daha sonra Hz.Mariye'den olan
oğlu İbrahim hariç diğer çocukları Hz. Hatice ' dendi. Bunların
isimleri: Kasım, Rukiyye, Fatıma, Ümmü Gülsüm ve Abdullah idi. Kasım ve
Abdullah küçük yaşta vefat etmişlerdir.

Hz.Peygamber her sahada olduğu gibi aile hayatında da örnek ev reisi
olmuş; hanımına ve çocuklarına karşı her halükarda müşfik
davranmışlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:42 am

İLK VAHYİN GELİŞİ VE
RİSALETİN BAŞLANGICI


Habibullah (sav) otuzsekiz yaşına girmişlerdi. Bir sene boyunca gaibden
sesler duyup, bazı nurlar gördüler. Daha sonra Allah'ın sevgilisi, altı
ay kadar süren sadık rüyalar görmeye başladılar. Gördükleri rüyalar
apaçık ortaya çıkıyorlardı. Hz. Muhammed (sav) yaşadıkları bu haller
üzerine, yalnızlık aramaya başladılar.Toplumun zülmetinden sıkılıyor;
yalnız kalmayı arzuluyorlardı.
Resullah halvet yeri olarak Mekke'ye 5km kadar uzakta bulunan Hira
mağarasını tercih etmişlerdi. Dedesi Abdulmüttalip'te Ramazan aylarında
bu mağarada inzivaya çekilirlerdi. Allah Resulü sık sık bu mağaraya
çekilip ceddi Hz.İbrahim'in dini üzere ibadet ve dua ediyor; insan ve
kainatın yaradılış sebep ve hikmetleri üzerinde derin düşüncülere
dalıyorlardı. 610 senesi, Ramazan ayının 27.gecesi idi. 40 yaşına gelmiş
olan Hz.Muhammed (sav), o senenin Ramazan ayını bu mağarada
geçiriyordu.Seher vaktine doğru, vahiy meleği Cebrail (as), Allah'ın
Habibine insan süretinde gözükerek hitap etti ve Kur'an'ın ilk
ayetlerini kendisine okudu.Resullah olayı şöyle anlatıyor; " Bana
kendisinin Cebrail adlı melek olduğunu ve Allah'ın beni Peygamber olarak
seçtiğini bildirmek için geldiğini söyledi. Bana abdest almayı ve
istincayı öğretti.Temiz olarak dönünce; "OKU" diye emretti. 'Ben okumayı
bilmiyorum' diye cevap verdim . Beni kollarının arasına alıp
sıktı.Sonra yere bırakarak; " Oku" diye emretti. Ben yine okuma
bilmediğimi söyledim. Beni tekrar ve daha kuvvetli bir şekilde
sıktı.Tekrar "Oku" dedi. Ben okuma bilmediğimi tekrarladım. Be sefer
beni üçüncü defa sıkarak bıraktıktan sonra dedi ki; " Yaratan Rabbinin
adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından (embriyo) yarattı. Oku! Rabbin
nihayetsiz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O'dur. İnsana
bilmediğini O öğretti." (Alak1-5) Allah Resulu de, Alak süresinin bu ilk
ayetlerini tekrar etti, inen ayetler, Resulullah'ın hem diline hemde
kalbine yerleşmişti . Hemen ardından Melek kayboluverdi. Heyacan ve
şaşkınlık içerisinde Hz.Resul mağaradan çıkarak evine doğru yola
koyuldu.Yolda hayreti bir kat daha arttı. Zira ağaçlar, dağlar, taşlar ,
çiçekler; "Esselamü aleyke ya Resulüllah", diyerek kendisini
selamlıyorlardı. Titreyerek eve dönen Allah Resulü, hanımına; "beni
örtünüz! Beni örtünüz" diyerek yatağa girdiler. Uyandıklarında biraz
sakinleşmişlerdi. Olanları Hz.Hatice'ye anlatarak, tedirginliklerini arz
ettiler. Bu hadise ile beraber, Resulullah'ın özel hayatı kapanıyor,
hayatının ikinci safhası olan Peygamberliği başlıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:43 am

İLK MÜSLÜMANLAR

Kainatın Efendisi Hira'da aldığı peygamberlik vazifesini ilk olarak eşi
Hz.Hatice'ye anlatmıştı.Eşi böylesine ağır bir vazifenin mesuliyetini
zerreden kürreye vücut ve gönül ülkesinde yaşar haldeyken ; Cenab-ı
Allah'ın Hz.Hatice'ye yaşattığı hal çok manidardır.O büyük kadın 'bana
ne oluyor bilmem?' diye endişe duyan Allah Resulüne; 'Müjdeler olsun
sebat et.Canımı yed-i Kudretinde tutan Allah ' a yemin ederim ki, sen bu
ümmetin peygamberisin. Allah seni asla bırakmaz. Sen sıla-i
rahmedersin, sözün doğrusunu söylersin, meşekkatte sabredersin,
misafirleri ağırlarsın, felakete uğrayanların yardımına koşarsın, Allah
böyle kuluna kefildir.' şeklinde sözleriyle destek olmuş gönlünü
açmıştır.
Bu sözler onun ne kadar yüce ruhlu, faziletli ve inançlı bir kadın
olduğunu göstermektedir. Cenab-ı Hakk'ın kutlu Peygamberine verdiği
büyük lütuflardan biri de. Kendisine Hz.Hatice gibi bir zevceyi nasip
etmesidir.Resul-i Ekrem efendimiz, ilk müslüman olma şerefine de nail
olan eşine Cebrail (as) ' dan öğrendiği şekilde abdest aldırdı ve imam
olarak iki rekat namaz kıldırdı.Ulaştıkları gönül birliğini 'Mutlak
Bir'in önünde ve O'na sığınarak perçinlediler.

Hz.PEYGAMBERİN ve İLK MÜSLÜMANLARIN MARUZ
KALDIĞI İŞKENCELER

Açıktan davetin başlaması ve Müslüman
olanların sayısının günden güne artmasıyla beraber, Kureyşliler de
Müslümanlara karşı düşmanlıklarını arttırmışlardı. Hareketin lideri
olması hasebiyle, en büyük taarruzlar Allah Resulüne yöneltiliyordu.
Hz.Peygambere düşmanlık edenlerin başında Ebu Leheb ve karısı gelmekte
idi. Hz.Peygamber!in arkası sıra dolanır; o tebliğ ettikçe kendiside;
'Ben onun amcasıyım . Muhammed sizi atalarınızın dininden döndürmek
istiyor, sakın ona inanmayınız diyordu.' Hz.Peygamberin başının taşla
ezmeye yemin etmiş; taşı kaldırdığında kaskatı kesilmiş, muvaffak
olamamıştı.Bir defasında da önünde ateşten bir çukur açılmış, Allah
Resulüne yanaşamamıştı. Peygambere olan düşmanlığı o dereceye ulaşmıştı
ki; Peygamberimizin kızları Rukiye ve Ümmü Gülsüm 'le evli olan oğulları
Utbe ve Uteybe'ye onları boşattırmıştı. Ebu Cehil'de dili ve eli ile
Peygamber efendimize ve Müslümanlara çok eziyet etmiştir . Ammar b.
Yasir'in annesini öldüren bu zalim, Peygamberimiz harem'de namaz
kılarken, boğazlanan bir devenin döl yatağını, içinin çirkinlikleriyle
getirtmiş ve Resul-i Ekrem secde de iken sırtına koyuvermişti. Kureyş'in
ulularından olan Velid b. Muğire de ; hac mevsimin de halk
toplandığında Peygamberimize sıfatlar yakıştırıp, en uygun sıfatında
sahir (büyücü) olduğunu, zira Muhammed'in kişi işe kardeşi ve karısı
arasını ayırdığını söylüyordu.

O Allah Resulü'nü tek başına öldürmeye de teşebbüs etmiş, fakat;
Allah'ın bi lütfü olarak, Peygamberimizin sesini Kabe'de namaz kılarken
işittiği halde zatını görememiş, ne yana yönelse se arkasından gelmiş bu
suretle muvaffak olamamıştır. As b. Vail Hz.Peygamber 'in oğlu Kasım
öldüğünde en acılı anında kendisi ile 'etber' (erkek çocuğu olmayıp soyu
kesilen) diyerek alay etmiştir.Kevser süresi As b. Vail hakkında nazil
olmuştur. As b. Vail bir dağ geçidinde eşşeğinden düşüp bacağını kırmış,
bu yaranın şişip mikrop almasıyla rezil bir şekilde ölmüştür.Şunu hemen
belirtelim ki Allah Resulüne zarar verenlerin hepsi, habis bir ölümle
ölmüşlerdir Ya hakaret ettikleri Müslüman'ların ellerine düşerek idam
edilerek, ya da Hz. Peygamber'in 'Ya Rab ona bir itini musallat et '
diye beddua etmesiyle ölmüşlerdir. Nüfuzu olmayanların ve köle olanların
durumu daha acıklı idi. Ayrıca Müslüman olanlara bizzat kendi aileleri
türlü türü işkenceleri reva görebiliyorlardı. İslam'ın en azılı
düşmanlarından olan Ümeyye b.Halef'in kölesi olan Bilal- Habeşi (ra)
bazen 24 saat aç susuz bırakılıyor, bazen de boynuna ip takılarak Mekke
de ücretle tutulan çocukların tarafında sokak sokak dolaştırılıyordu,
buna rağmen taviz vermeyip yüzlerine karşı 'Allah birdir' diye haykıran
Bilal-i Habeşi'yi efendisi Ümeyye b. Halef kavurucu sıcaklar altında
sırtını güneşin sıcaklığından ateş parçası haline gelmiş kızgın taş ve
kumlara sürttürüp yaktırır. ağzına güneşte kurumuş bir lokma et
verdikten sonra göğsüne kocaman bir kaya parçası koydurur ve Lat ve
uzza'ya tapmadıkça azaba devam edeceğini söylerdi. Hz.Bilal'in 'Allah
birdir' demeye devam etmesi üzerine çileden çıkan Ümeyye b. Halef
işkencesini Hz. Bilal bayılıp kendisinden geçene dek sürdürürdü.
Hz.Ebubekir'in telkin ve vesilesi ile İslam'a giren Osman b. Afvan da,
ilerlemiş yaşına rağmen, amcası tarafından işkenceye maruz
bırakılmıştır.Yine Hz.Ebubekir'in delaletiyle Hz. Osman ' dan hemen
sonra Müslüman olan Talha b. Ubeydullah Kureyş'in azılı pehlivanlarından
Nevfel b. Adviye tarafından bir iple bağlanıp işkenceye tabi
tutulmuştur.

Kureyş'in ileri gelen ve zengin ailesine mensup olan Halid b.Said (ra)
bir gece rüyasında Allah Resulü'nün kendisini cehenneme atmaya çalışan
babasından kurtardığını görmüş ve bu rüya üzerine Müslüman
olmuştur.Oğlunun ibadet ettiğini duyan babası Ebu Uhayha vazgeçmesi için
ısrar etti. 'Hz.Muhammed'in dinini asla bırakmam' şeklindeki cevap
üzerine, elindeki sopa kırılıncaya kadar oğlunu döven Uhayha, onu
iaşesini kesmekle tehdit etti.Oğlunun 'rızkı veren Allah'tır' şeklindeki
mukabelesi üzerine iyice hiddetlenen Ebu Uhayha onu hapsettirerek
günlerce aç susuz bırakmaktan çekinmemiştir. İlk Müslümanlardan olan
Sa'd b.Ebi Vakkas da, annesi tarafından zulme uğratılmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:43 am

HÜZÜN YILI (M.620)


Üst üste gelen acı hadiselerin ilki, Hz. Peygamber'in dört yaşındaki en
büyük oğlu Kasım'ın vefatı oldu
Allah Resulü çok müteessir olmuştu.Oğlunun cenazesini taşırken karşıda
duran Kuaykıan dağına ; "Ey dağ! Benim başıma gelen şey, senin başına
gelseydi, dayanamaz yıkılırdın.", demesi bu derin teessürünün bir
ifadesidir. Henüz Kasım'ın vefatının hüznü dağılmadan Allah Resulü ,
diğer oğlu Abdullah'ı da kaybetti. Bu acı hadiseler sebebiyle Allah
Resulü ve Müslümanların kalpleri kan ağlarken, müşrikler taziye etmek
şöyle dursun, sevinçlerinden ne yapacaklarını şaşırıyorlardı. Hatta
içlerinden Ebu Cehil ve As b. Vail işi daha ileri götürerek: " Artık
Muhammed ebterdir, nesli kesilmiştir.", diye alay edecek kadar
küstahlaşmışlardı.Bu lakaba oldukça alınan Allah Resulü'nü teskin etmek
üzere, Allah(cc) Kevser süresini inzal buyurmuştur. " Doğrusu, biz sana
kevseri ihsan etmişizdir. Öyle ise Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
Asıl ebter, şüphesiz seni kötüleyendir."
Bir müddet sonra amcası Ebu Talib hastalandı. Artık ölüm döşeğinde idi.
Allah Resulü bir yandan kendisini korumak uğruna herşeyini feda eden çok
sevdiği amcasını kaybedeceğine üzülürken, bir yandan da Kelime-i
Şahadet getirerek Müslüman olmasını istiyordu.Bu sebeple O hastalığı
boyunca amcasının yanında pervane olmuş defaatle Kelime-i Şehadete
çağırarak; " Ey amcacım, gel sen 'La ilahe illallah'de de ,onunla sana
ahirette şefaat edebileyim ", teklifinde bulunmuştu. Amcası bu teklife :
" Vallahi benden sonra sana ve atalarının oğluna, çok yaşlanmaktan
dolayı bunaklık atfetmeleri korkusu olmasaydı. İstediğin şeyi söyleyip
sana tabi olurdum. Kureyş, o istediğin sözü, ölümden korkarak
söylediğimi zannedecekleri için söylemeyeceğim." dedi. Allah Resulü'nün ;
" Ey amca, şunu bilmelisin ki ,Allah tarafından alıkonuluncaya kadar,
senin affedilmeni isteyip duracağım." sözleriyle mukabele etmesi üzerine
Allah (cc) Resulünün şahsında mü'minlere şu ölçüyü inzal etti ; "
Hakikat sen ,her sevdiğin kişiye hidayete erdiremezsin. Fakat Alla'tır
ki , kimi dilerse ona hidayet verir ve O hidayete erecekleri daha iyi
bilendir." ( kassas,56 / Tevbe,113 )
Ebu Talib'in vefatından üç gün gibi kısa bir süre sonra da, hanımı Hz.
Hatice'yi kaybetti.Teslimiyeti, itaati muhabbet ve merhametiyle Allah
Resulü'nün kalbinde taht kuran Hz.Hatice'yi kaybetmek,Allah Resulünü
derin bir teessüre boğdu.Ona karşı müstesna bir sevgisi vardı.En büyük
destek ve tesellicisi idi.Vefatından sonra dahi onu hiçbir zaman
unutmadı ve rahmetle andı. Öyle ki Hz. Aişe, hayatta olmadığı halde en
çok Hz.Hatice'yi kıskandığını itiraf etmiştir. Allah Resulü'nün şu sözü
onun Allah katında ve mü'minlerin gönlünde ne kadar ulvi bir yeri
olduğuna delalet eder: " Kendi zamanındaki kadınların hayırlısı İmran
kızı Meryem idi. Bu ümmetin kadınlarının hayırlısı da Hatice'dir."
Doğmadan önce babasını,altı yaşında iken annesini kaybederek öksüz ve
yetim kalan Allah Resulü, amcasını ve hanımını kaybetmekle belki de
ikinci kez öksüz ve yetim kalmıştı. Yüklendiği bu çile ve hüzün dolu
hadiselerden ötürü bu yıla " HÜZÜN YILI " denmiştir.

İnsanlığı hakka ve
hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere Allah
Teâlâ tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin
rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine göre 20
Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke'de doğdu. İslâm tarihi
kaynakları, Hz. Peygamber'in nesebi ta Hz. Adem'e kadar sıralanan Şecere
tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber'in
yirminci göbekten atası olan Adnan'a kadar ittifak edilmiş, ancak
Adnan'dan sonra verilen isimlerde bazı farklılıklar ortaya çıkmıştır.
Ama O'nun Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail soyundan olduğunda şüphe
yoktur. Buna göre Adnan'a kadar Rasûlullah'ın şeceresi şöylece
sıralanır: Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Hâşim b. Abdümenâf
b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b b. Lüeyy b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik
b. En-Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizâr b.
Me'add b. Adnan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 317
Kayıt tarihi : 01/03/10
Yaş : 26
Nerden : HareketForum.NET

MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   C.tesi Mart 06, 2010 12:44 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
Sponsored content




MesajKonu: Geri: PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM   Bugün 2:39 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI GENEL ANLATIM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Peygamber Efendimizin sav Miraçta Cehennem bekçisi Malik ile konuşması

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Tüm Dersler :: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi-
Buraya geçin: