AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Paylaş | 
 

 EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞINI KABUL EDENLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
oXo
Site Organizer
Site Organizer


Cinsiyet: Erkek
Mesaj Sayısı: 317
Kayıt tarihi: 01/03/10
Yaş: 24
Nerden: HareketForum.NET

MesajKonu: EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞINI KABUL EDENLER   Cuma Nis. 23, 2010 3:26 pm

a)Ahlak Yasasının
Varlığını subjektif (öznel) TemeldeAçıklayanlar
Bu
düşünceyi savunanlara göre evrensel bir ahlak yasası vardır.Ancak bu yasa
varlığını insandan,insanın özel dünyasından alır.İnsanın karşısına bir buyruk
biçiminde çıkar.Dürüst ol,insanları sev,.... gibi.
1-Utilitarizm
(Faydacılık)J.S.Mill J.Bentham:
Onlara göre insan doğası gereği acıdan
kaçınır,hazza yönelir,mutluluğa erişmek ister.Ancak kişinin
mutluluğu,çevresindeki insanların mutluluğu ile ilişkilidir.Kişi mutluluğu
ancak üyesi bulunduğu yarar sağlayan şeyi yapmakla bulabilir.O halde; ‘tek
insan için değil,herkes için faydalı olan’ yasa olarak kabul edilmelidir.
b)ENTÜİSYONİZM (Sezgicilik) H.Bergson: O’na göre insan iyi ve kötüyü ancak
sezgi ile kavrayabilir.İnsanın sezgisine uyarak yaptığı davranış
“iyi”,sezgisine uymayan davranışı “kötü”dür.
ÖRN:Boş zamanımı müzik dinleyerek,eğlenerek geçirebileceğim gibi,yardıma
ihtiyacı olan birisine yardım ederek de geçirebilirim.Ben içimden gelen sezgiye
uyarak,eğlenmekten vazgeçip yardım edersem ahlaki olanı (iyi) yapmış olurum.
O’na göre zekanın oluşturduğu ahlak kapalı toplum ahlakıdır,yasakçıdır.Sezgi
ahlakı ise;içinde sevgi ve özgürlüğün olduğu açık toplum ahlakıdır.

Ahlak, Arapçadan Türkçeye geçen ve Türkçede; bir
toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları
anlamına gelen bir kavramdır. Genel anlamda ahlak ise toplum içinde oluşan
geleneklerin, değerlerin ve kuralların oluşturduğu; herhangi bir bireyin,
herhangi bir grubun ya da bütün toplumun doğru veya yanlış, iyi veya kötü
davranışlarını belirleyen, yönlendiren ve şekillendiren sistemsel yapıya
verilen addır.

Ahlak, tek bir yapıya bağlı kalmak zorunda değildir. Bu bağlamda; iş ve aile
ortamında, siyaset arenasında ve hatta yaşamın bütün alanlarında ahlaktan söz
edilebilir. İşte ahlak felsefesi, ahlaktan söz edilebilecek bütün alanlarda,
ahlakı açıklamaya ve değerlendirmeye çalışan felsefi soruşturma dalıdır.

Ahlak felsefesi, insan yaşantısındaki değerler, kurallar, yargılar ve temel
düşüncelerle ilgilenir. Yani ahlak felsefesi en genel anlamıyla, insan
yaşantısının ahlaki boyutunu ele alır ve değerlendirir; insan davranışlarını ve
bu davranışların doğru mu, yanlış mı; iyi mi, kötü mü olduğu sorularına
cevaplar arar.

Ahlak Felsefesinin Konusu

1. Ahlak felsefesi, insan eylemlerini ve bu eylemlerin dayandığı ilkeleri konu
alan felsefi disiplindir.

2. Ahlak felsefesi; ahlak alanında hakim olan ilkeleri, "iyi"nin ve
"kötü"nün ne olduğunu, ahlaklılığın ne anlama geldiğini sorgular.

3. Ahlak felsefesi, ahlak hayatı üzerinde sistemli bir biçimde düşünme ve
soruşturmadır.

4. Her bilgi dalının kendine özgü kavramları ve özel terimleri vardır. Ahlak
felsefesinin de "iyi", "kötü", "özgürlük",
"erdem", "sorumluluk", "vicdan", "ahlak
yasası", "ahlaki karar", "ahlaki eylem" gibi kendine
özgü kavramları vardır.

Immanuel Kant ve Ahlak Felsefesi

Kant, evrensel bir ödev ahlakının varlığını savunmaktadır. Kant bu
düşüncesiyle, insanların kurallara her şartta uymalarını öngörür. Örneğin,
trafik polisinin olduğu bir yerde, kırmızı ışık yanınca duran araba sürücüsü,
trafik polisi olmadığı zaman da hatta gecenin ortasında, etrafta hiç kimse yokken
bile ödev ahlakının gereği olarak kırmızı ışıkta durabilmelidir.

Kant'a göre ahlakın kaynağı asla tecrübe olamaz. Ona göre insanlarda bir iyilik
iradesi vardır. Bu irade de davranışları menfaat gözetmeksizin ortaya koymanın
ta kendisidir. İnsanlar bu iradeyi tecrübeden değil, numenden kazanmaktadırlar.

Kant, ödev ahlakının dışında bir de toplumsal ahlaktan bahseder. Bunun en basit
örneklerinden birisi de savaş esnasında insan öldürmektir. Savaş ortamında
insan öldürmek, toplumsal bir ahlak anlayışının desteğindedir.

Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları

İyi: Ahlak açısından yapılması uygun olan, iradenin yapılmasına özgürce karar
verdiği eylemlerdir.

Kötü: Ahlak yasası açısından yapılması uygun olmayan eylemlerdir.

Özgürlük: İradeyi kullanarak istediğini yapabilme halidir.

Erdem: İradenin cesaret, cömertlik, bilgelik gibi iyiyi yapmaya yönelmesidir.

Sorumluluk: İnsanın bilerek ve iradeli olarak yaptığı bir işin, bir davranışın
sonuçlarını kabullenmesidir.

Vicdan: İyi ile kötüyü birbirinden ayırabilme gücüdür.

Ahlak yasası: Uyulması ahlak açısından gerekli ve geçerli olan kurallardır. Bu
kurallar kişinin ne yapması, ne yapmaması, davranışlarının nasıl olması
gerektiğini gösterirler.

Ahlaki karar: Kişinin, ahlak yasalarına kendi hür iradesi ile uymasıdır. Bu
uyma dışarıdan herhangi bir zorlama ile değil, bireyin kendi isteğiyle
olmalıdır.

Ahlaki eylem: Ahlak kurallarına uygun ve iradeli olarak bir şeyi yapmaktır.

Sorumluluk: İnsanın kendi eylemlerinin ya da yetki alanına giren herhangi bir
olayın sonuçlarını üstlenmesidir.

Ahlaka Dair Felsefi Yaklaşımlar

Haz Ahlakı

Haz ahlakı anlayışına göre, ahlaki eylemin değeri, eylemin sonucunda oluşan
hazdan gelmektedir. Hazcılar, haz duygusunun farklı derecelerde ve kişiye bağlı
olmasından dolayı, evrensel ahlak yasasını reddederler. Bu ahlak yaklaşımının
tipik temsilcileri, Aristippos ve Epiküros'dur.

• Aristippos için haz sağlayan şey iyidir, acı veren şey de kötüdür.
• Epiküros'a göre de haz, tüm insanların amaçladığı ve yönelmek durumunda
olduğu hedeftir.

Fayda Ahlakı

Fayda ahlakı anlayışına göre, bireye fayda sağlayan şeyler iyi, fayda
sağlamayan şeyler ise kötüdür. Bu anlayış ahlaki eylemin sonucuna değer
vermekte, ahlaki eylemin değerini onun vereceği sonuca bağlamaktadır. Faydayı
ve başarıyı iyinin ölçütü sayan bu anlayışa göre de evrensel ahlak yasası
yoktur. Bu bakımdan, faydacılar ile hazcılar düşünsel olarak benzemektedirler.

Bencillik Ahlakı

Bencillik, kişinin kendi benine ve çıkarlarına düşkünlük göstermesidir.
Ahlaksal anlamda bencillik, kişinin tüm eylemlerinin ben sevgisiyle
belirlendiğini, ahlaklı olmanın da kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından
başka bir şey olmadığını ileri süren görüştür. Bu nedenle benciller de
faydacılar ve hazcılar gibi evrensel ahlak yasasının varlığını kabul etmezler.

Bu anlayışın önde gelen temsilcisi Hobbes'tur. Hobbes'a göre insanı yönlendiren
ve harekete geçiren iki önemli güdü vardır: "ben sevgisi" ve
"kendini koruma." Hobbes, yaşamdaki en önemli ve değerli şey olarak
kişinin kendi başarısı ve mutluluğunu görür.

Anarşizm

Anarşistlere göre, hukuk kuralları gibi ahlak kuralları da insanın özgürlüğünü
kısıtlayan kurallardır. Bu kurallar olmadan, insan kendini daha iyi ortaya
koyabilir ve daha iyi bir yaşam sürebilir. Anarşizmin felsefesine göre, önemli
olan tek şey bireylerin hak ve özgürlükleridir.

Bu felsefi yaklaşımın tipik temsilcileri, Proudhon ve Stirner'dir.

Proudhon:

• İnsanların doğal durumlarının yapma kurumlarla zorlanmaması gerektiğini
savunur.
• Baskıcı kurumların kaldırılmasının insanı mutlu edeceğini söyler.

Stirner:

• Bireyin kendisi dışında hiçbir şeye ve hiç kimseye karşı sorumluluk altında
olmadığını savunur.
• "İyinin de kötünün de benim için hiç bir anlamı yoktur." der. Ona
göre insan eylemlerini haklı çıkaran şey, yalnızca kendi beninin gücüdür.

Nihilizm

Nihilizm; var olan görüşlere, değerlere ve düzene karşı hiçbir ilke tanımayan
felsefi yaklaşımdır. Bu akımın tipik temsilcisi, Nietzsche'dir. Nietzsche, köle
ahlakı olarak nitelediği geleneksel ahlak anlayışına karşı çıkarak, ahlak dışı
bir öğreti kurmaya çalışmıştır. Ona göre yaşamın temel nedeni güçlü olma
isteğidir. Mutluluk hazda değil, güçlü olmadadır. Üst insan, gücü sayesinde
geleneksel değerleri yenerek kendi değerlerini oluşturabilen insandır.

Öz Ahlakı

Sartre'ın temsilciliğini yaptığı bu anlayışa göre, evrende kendi varlığını
yaratan tek varlık insandır. İnsan, değerlerini kendisi yaratır ve yolunu
kendisi seçer. Sartre'a göre genel bir ahlak ve dünyada insana yol gösterecek
bir işaret yoktur. İnsan özgürlüğe mahkûmdur. Herkes kendi özünü kendi
belirlemek zorundadır. İnsan karar verirken tek başınadır ve tüm sorumluluklar
kendisinin omuzlarındadır.

Bazı Filozofların Ahlak Anlayışları

Bergson

• Ona göre doğru bilginin ölçütü sezgidir.
• İnsan neyin iyi neyin kötü olacağını ancak sezgi ile kavrayabilir.
• İnsan, içinden gelen sezgiye uyarak hareket ederse (yoksula yardım edip
etmeme gibi) iyi olanı, ahlaki olanı yapmış olur.

Mill

• İyi ve kötünün ölçütü faydadır.
• İyinin ölçütü olan mutluluk, yalnızca eylemde bulunanın değil, ilgili
herkesin mutluluğudur.
• Mill, çok sayıda insana en yüksek mutluluğu verebilmek ilkesini benimser.
• Böylece evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eden Mill, bunu mutluluk
gibi öznel bir ilkeye dayandırmış olmaktadır.

Bentham

• Yaşamda değerli olan şeyin haz olduğu görüşündedir.
• Ona göre en yüce haz, olabildiğince çok sayıda insana en yüksek düzeyde fayda
sağlayan hazdır.
• Bu anlayışa göre insan yalnızca kendi hazzını ya da mutluluğunu değil,
birlikte yaşadığı diğer insanların da yararını ve mutluluğunu düşünmelidir.
• O halde tek başına insan için değil, herkes için faydalı olan, yasa olarak
kabul edilmelidir.

Sokrates

• İnsanın eylemlerini belirleyen bir takım temel normlar ve değerler vardır.
• Bu değerlerin kaynağı insanda değildir.
• İnsanın nasıl eylemde bulunacağına, bu değerler ışığında akıl karar
vermelidir.

Platon

• Bir eylemin iyi ya da kötü olmasını, "İyi ideası"na uygun olup
olmamasına bağlıyor.
• İnsanın en yüksek amacı, İyi ideası'na ulaşmaktır.

Aristoteles

• Aristoteles'e göre insan, mutluluğa ulaşmak için aşırı uçlardan kaçınmalı,
orta yolu seçmelidir.
• Gözü kara ile korkaklık arasında orta yol olan cesareti, müsriflik ile
cimrilik arasında orta yol olan cömertliği seçmelidir.

Spinoza

• Spinoza'ya göre evren, “Makro Kozmos” ve “Mikro Kozmos” olarak ikiye
ayrılmıştır.
• Başlangıçta bir olan bu iki evren, insanın duygu ve tutkularının esiri olası
yüzünden ayrışmıştır.
• Neyin iyi, neyin kötü olduğu Makro Kozmosun doğasında belli ve gizlidir.
• İnsan duygu ve tutkularının esiri olmaktan kurtularak “Makro Kozmos”un
doğasına geri dönüp bu ilkelere sahip olmalıdır.

Kant

• Kant'a göre ise ahlâki eylemin amacı mutluluk değil "ödev"
olmalıdır.
• Ödev, iyiyi istemedir. Bunun gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi önemli
değildir.
• Ona göre bir eylem, "ödev" duygusundan dolayı gerçekleştirilmişse,
ahlakidir.
• Kant'a göre bir eylemin gerisindeki ilke, eylemin kendisinden ve sonucundan
daha önemlidir.
• "Öyle davran ki, eylemine ölçü aldığın ilke, tüm insanlar için genel bir
yasa haline gelebilsin" ilkesi onun evrensel ahlak anlayışını ortaya
koymaktadır.
• İnsanlar, ahlak yasalarını tüm insanlar için geçerli olabilecek şekilde
koydukları için evrensel ve mutlaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www4.hareketforum.net
 

EVRENSEL AHLAK YASASININ VARLIĞINI KABUL EDENLER

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» EVRENSEL ÇEKİM YASASINI NASIL UYGULARIM ?
» Milliyetçi Düşüncede İslâm Ruhu: “Türk-İslâm Ülküsü”
» ALEVİ-BEKTAŞİLERİN TAPINMA ŞEKİLLERİNDEKİ FARKLILILARIN SEBEBLERİ
» Allah (CC) 'nin varlıgının Kanıtları
» Sultanım...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 ::  :: -