AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Difteri (kuş Palazı)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ByDanqer
Super Mod.
Super Mod.
avatar

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 158
Kayıt tarihi : 02/03/10
Yaş : 30
Nerden : HareketForum.Nett

MesajKonu: Difteri (kuş Palazı)   Ptsi Nis. 19, 2010 10:18 pm

Difteri, halk arasında kuşpalazı olarak da bilinen, corynebacterium diphteriae isimli mikroorganizmanın boğaz, burun, göz ve derideki yaralarda yerleşmesiyle ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık.
Bebeklerin 2-4 ve 6. aylarında tatbik edilen DBT karma aşısı içinde
yer alan ve difteri mikrobunun toksininin sayıflatılmasıyla yapılan
difteri aşısının yaygın olarak kullanılması sebebiyle, günümüzde
aşılanmayanlarda tek tük ortaya çıkan bir hastalıktır.
Difteri basili,
düz veya hafif bükük silindir şeklindedir. Kalınlık ve boyları
değişiktir. 34-38 derecede ürerken toksinini (zehirini) salgılar. Toksin, insan ve bütün hayvanlar için oldukça tehlikelidir. Dokularda harabiyet ve sinirlerde felç yapar.
Difteri oldukça yaygın bir hastalıktır. Soğuk mevsimlerde daha fazla
görülür. İki yaşından önce sadece burun ve yara difterisi şeklinde
raslanır. Çocuğa annesinden geçen antikorlar onu bir süre hastalıklardan korur. Kuşpalazı tablosunu yapan tipik difteri özel bir anjin türüdür. Tipik hastalığını yapabilmesi için boğazın lenf dokusunda ve özellikle bademciklerde
tutunması gerekir. Bademcikler ancak iki yaşından sonra
olgunlaştıklarından ancak bu yaşlarda hastalığa duyarlık başlar. Daha
sonra çocuk dış çevre ile temasa geçer. Oyun yaşında devamlı olarak
sıcak-soğuk ve dış ortam etkilerine maruz kalır. Boğazda adi bakteri iltihapları
olur, doku direnci kırılır. Bu arada difteri basili de girerse,
hastalığın özel tablosu meydana gelir. Bir şahıs erişkin yaşlarına
kadar difteri basili ile temas etmemiş ise her yaşta hastalığa
yakalanabilir. Büyüklerin hastalığı çocukların hastalığına göre daha
hafif geçmektedir.
Difterinin bulaşmasında hastalar ve taşıyıcılar rol oynamaktadır. Portör
denilen taşıyıcılar hastalığı bulaştırabilme özelliğinde olan ancak
kendileri hastalık belirtilerini gösteremeyen kişilerdir. Bunlar boğaz
salgıları ile devamlı olarak difteri basilini yayarlar. Hastanın
kullandığı çamaşır, havlu, yemek takımları, oyuncaklar, vasıtasıyla
bulaşabilir.
Difterinin kuluçka dönemi ortalama 2 ila 4 gün arasında değişir.
Hastalık belirtileri


Difteri mikrobu, yerleşmiş olduğu organa göre değişik belirtiler
yapar. Tek başına difteri denince boğaz difterisi anlaşılır. Ayrıca gırtlak difterisi (krup), burun difterisi vardır.
Boğaz difterisi


Sinsi olarak başlar. Hastalarda neşesizlik, halsizlik, iştahsızlık olur. Bazen titreme ile 39-40 °C'ye çıkan ateş, başağrısı ve kusma ile başlayabilir. Toksinin kana karışmasının ilk günlerinde nabız hızlanır. Hastanın rengi soluk sarıdır.
Difteri basili genellikle bademcikler üzerinde, bazen de yutak
üzerinde yerleşmiştir. Bademcikler kızarmıştır, hafif şiştir. İlk 24
saat sonunda, bademcikler üzerinde sarı-gri renkte bir-iki nokta
belirir, sonra bunlar genişleyerek bir gün içinde bütün bademcik
yüzeyini kaplayan yalancı bir zar yapar. Bu zar giderek çevreye
yayılır. Hastanın ağzı fena kokar. Çevre dokular şişmiştir. Yutak
daralır, yutmayı imkânsız bir hale getirir. Yalancı zar, gırtlağa doğru da ilerleyerek, nefes almayı da zorlaştırır. Yalancı zar, altındaki mukoza
(örtüye) sıkıca yapışmıştır. Zorlanarak kaldırılırsa, altındaki mukoza
kanar. Zarı kaldırılmış mukoza üzerine ertesi gün bakılırsa yeniden zar
meydana geldiği görülür.
Difteride boyundaki lenf bezeleri şişer, bu bezeler basmakla ağrılıdır. Hastalığın başlangıcında görülen başağrısı, solukluk, halsizlik, hızlı nabız, idrarda protein bulunması mikrobun zehirinin kana geçmesi ile ilgili belirtilerdir. Her geçen gün bunlar biraz daha ilerler. Kaslar iyice gevşer, hasta çok halsiz ve sıkıntı içindedir. Bazan şuur bozuklukları ve havale görülebilir. Şiddetli durumlar koma ile sonuçlanır. En mühim belirtiler dolaşım sisteminde görülür. Önce nabız sayısı artar. Hastalığın ikinci haftasında tansiyonu
oldukça düşen hastanın uçuk olan rengine morarma da eklenir. Kalp
sesleri giderek zayıflar, nabız sayısı azalır, kalp yetmezliğe girer.
Çünkü zehir, kalp kasına da etki eder. Ağır vakalar ve zamanında tedaviye alınmayanlar, genellikle ikinci haftanın sonunda ölürler. Hiç idrar yapamama hali, ölümün yakın olduğunun habercisidir. Zehirlenmenin çok fazla olduğu vakalarda ağız ve burun kanamaları olur ki bunlar da ölümle sonuçlanır.
Difteri en çok anjinle karışır. Hekimin bunu nazarı dikkate alması gerekir. Gırtlak difterisi (Krup)


Genellikle 1 ila 5 yaşları arasında bulunan çocukların tehlikeli bir hastalığıdır. Hastalığın 3 dönemi vardır.
Disfoni (Ses kısıklığı) dönemiAteş, öksürük ve ses kısıklığı ile sinsice başlar. İlk zamanlar, bir soğukalgınlığı şeklindedir. Öksürük çift sesli havlar gibi ve serttir. Ses telleri şiştir ve kızarıktır. İlk günlerde küçük olan yalancı zarlar hızla yayılır şişlik artar. Ses kısıklığı 2-3 gün sürer.Ara ara gelen nefes darlığı dönemiŞişlik ve yalancı zarlar, solunumu engellemektedir. Hava daralmış aralıktan geçerken bir ses çıkartır. Nefes darlığı
nöbetleri, hastanın heyecanlanmasından sonra veya kendiliğinden olur,
birkaç saate kadar sürer. Başlangıçta nöbetler arası uzundur. Sonra
gittikçe sıklaşır, ileri dönemde nöbet sırasında çocuk boğulur gibidir.Nefes alamama dönemiGırtlak difterisinin sonudur. Sinir sistemi
tembelleşir, refleksler zayıflar. Hasta aldatıcı bir sükunete girer.
Kalp hızlı çarpar, solunum çok sathidir. Renk soluk mavi olur. Bundan
sonra komaya giren hastada, arada sırada görülen havalelerle hayat sona erer.
Gırtlak difterisi, ya burun difterisinden sonra veya boğaz difterisinin yayılması ile olur.
Burun difterisi


Belirtisi azdır, en mühimi tek veya iki yanlı burun akıntısıdır. Hastalık eskidikçe akıntı koyulaşır, cerahatlı
ve kanlı bir nitelik alır. Çok kez akıntı nezle sanılarak önem
verilmediğinden hastalık geç tanınır. Burundan zehirin kana karışması
az olduğundan kalp ve damar belirtileri ve felçlere
rastlanılmaz. Uzun süre tedavisiz kalan burun difterisi zehiri iç
kulağı etkileyerek sağırlık yapabilir. Bazan gırtlak difterisine yol
açabilir.
Burun difterisi genellikle iki yaşından önce görülür.
Solunum yolları dışı mukoza difterileri


Kulak difterisi nadirdir. Burunda veya boğazda bulunan difteri mikroplarının östaki borusu aracılığı ile orta kulağa geçmesinden olur. Ateş, kulak ağrısıyla başlar. Zar delinebilir. Cerahatli bir akıntı vardır.
Göz difterisi de nadirdir. Genellikle boğaz, burun difterisi
bulunanların mikrobu, gözlere bulaştırması sonucu meydana gelir. Tedavi
edilmezse körlükle neticelenir.
Dölyolu difterisi


Daha çok yaralanmalarda ve cinai düşüklerde veya nadir olarak operasyonlar (ameliyatlar)
sonucunda görülmektedir. Mikrop, tozlarla yara üzerine gelir veya
taşıyıcı kişilerden bulaşır. Değişik büyüklükte yuvarlak, oval veya
düzensiz sınırlı, gri-sarımtrak renkte deri gibi kalın bir cerahat
örtüsü yapar. Had vakalar kısa sürede, müzmin olanlar ise birkaç ayda
kendiliğinden iyi olur.
Difteri felçleri


3 ila 7 hafta içinde meydana gelirler. Felçlerin en çok görüldüğü yerler yumuşak damak, göz, kalp, yutak, gırtlak, diyafram
adalesi, çevresel sinirler ve bacaktır. Bu felçler, mikrobun zehirine
bağlı olarak hasıl olur. Felç olan organların vazifelerini
yapamamalarına bağlı olarak değişik belirtileri ortaya çıkar. Mesela
yumuşak damak felç olursa, hastanın içtiği su, burundan gelir ve hım
hım konuşur. Hasta iyiliğe dönerse, bu felçlerde yavaş yavaş iyileşir.
Difteri teşhisinde kullanılan Schick Testi, hastalarda çok defa pozitiftir. Hastanın kanında toksine (zehire karşı) savunma cisimciklerinin (antitoksin) bulunmadığını gösterir. Tedavi [değiştir]


Hasta yatak istirahatine alınır (1.5-2 ay). Özel tedavi antitoksik serumla
yapılır. Bu serum kandaki difteri zehrini, etkisiz hale getirir. Ayrıca
difteri zehiri, böbrek üstü bezini de etkilediğinden bu hastalara kortizon ihtiva eden ilaçlar iyi gelir. Direkt olarak difteri basilini öldürmesi için de yüksek doz antibiotik gerekir. Hastaya serum takılır. Ağızdan da uygun sulu besinler verilir.
Gırtlak difterisinin nefes darlığı döneminde hayat kurtarıcı olarak,
çok kere boğazı dışardan delip, havanın buradan kolay giriş-çıkışını
sağlamak gerekebilir ki, bu işleme, trakeostomi ismi verilir.
Difteriden korunma


Bunu sağlamak için:

  1. Hastalar, tecrit edilmelidir.
  2. Difteri mikrobunu taşıyan şahıslar testlerle tesbit edilip tedaviye alınmalıdır.
  3. Her çocuğa okul öncesi yaşlarında difteri aşısı yapmalıdır.
    Okullarda ve sağlık ocaklarında bu aşı, karma aşılar içerisinde
    uygulanmaktadır.

Tarihçe


1826 da Pierre Bretonneau
tarafından klinik bulgular tarif edilerek Difteri adı verilmiştir.
Bretonneau membranöz kruplu bir hastada kızıldan difteriyi ayırarak
tarif etmiştir. 1923 de hastalığın emin ve etkili aşısı bulunarak
uygulamaya konmuştur. 1883 de difteri basili Edwin Klebs tarafından tarif edilmiş ve Friedrich Loeffler tarafından kültürü yapılmıştır ve bu nedenle de 1884 den itibaren Klebs-Loeffler basili adı verilen bu basilin hastalığın etyolojisinden sorumlu olduğu kabul edilmiştir. 1888 de Emile Roux ve Alexandre Yersin basilin imal ettiği ekzotoksini tarif ederek myokardit ve nöritin nedenlerini açıklamışlardır. 1893 de Behring toksinin antitoksin tarafından nötralize edilerek insan ve hayvanlarda immunite sağladığını göstermiştir. 1924'de Ramon toksini formalinle birleştirerek toksoid yapmış ve immünizan ajan olarak kullanmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Difteri (kuş Palazı)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Trafik-Sağlık :: Enfeksiyon Hastalıkları-
Buraya geçin: